Dha yurt bülteni- 3

Denizden çıkan kaya herkesi şaşırtıyorBartın’ın Amasra ilçesinde 6 ay önce bir balıkçı tarafından ağlara takılmasıyla çıkarılan kaya parçası, ilçede yaşayan ünlü tarih araştırmacısı Necdet Sakaoğlu’nun dikkatini çekti. Sakaoğlu, ‘Bu denizden çıkan bir kayaya benzemiyor. Bana göre meteor bunun araştırılması gerekir’ dedi.6 ay önce ilçede balıkçılık yapan Yaşar Yıldırım teknesiyle Küçük Liman mevkiinin 2,5 mil açığında 100 metre derinlikte ağına ilginç bir kaya takıldı. Kayayı tekneye alan Yaşar Yıldırım, Büyük Liman mevkiine bıraktı. 1 metre boyunda yaklaşık 500 kilo ağırlığındaki kayanın üst kısmında yeşil renk bulunurken, alt kısmına doğru demir görünümlü renkler bulunuyor. Aradan geçen zamanda kimsenin dikkatini çekmeyen kaya parçası Amasra’da yaşamaya başlayan ünlü tarih araştırmacısı Necdet Sakaoğlu’nun dikkatini çekti. Sakaoğlu, kaya ile ilgili ilginç bir iddiada bulundu.Sakaoğlu, denizden çıkan kayaların mutlaka yosunlu ve denizi yansıtan bakteri ya da izlerin olduğuna dikkat çekerek, ‘Ben Amasra tarihi ile ilgilendiğim için, aşağı yukarı buradaki taşların ne olduğunu anlayabiliyoruz. Ama Büyük Liman’da benim gördüğüm bu taş buraya yabancı bir taştır. Limanda yürürken bana arkadaşlarım kayayı göstererek, denizden çıktığını söyledi. Bana göre, bu kaya yalnız Amasra’ya değil dünyaya da yabancı bir taş, benim naçizane görüşüm, meteor olduğu yönündedir. Bu yaptığım subjektif bir değerlendirmedir. Kayanın üzerinde bizim denizlere özel yosun yok, midye yapışması yok, bunların hiçbiri yok ve bu kaya tertemiz kalmış, dolayısıyla hem uzay coğrafyası açısından hem de Türkiye ve Karadeniz için özel bir yere sahip olabilir. Bu kayanın mutlaka jeologlar tarafından araştırılması gerektiğini düşünüyorum.’ dedi.Büyük Liman’da kayayı gören bazı vatandaşlar kayanın denizden çıktıktan sonra bu şekilde temiz kalmasını hayretle karşıladıklarını söyledi.GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ-Limandan detay-Kayadan detay-Kayayı inceleyen vatandaşlar-Vatandaşlarla röp.-Tarih araştırmacısı Necdet Sakaoğlu ile röp.Haber-Kamera: Ayhan ACAR/BARTIN,=============================Alkol alırken üzerine 200 kiloluk tomruk düştüBursa’nın İnegöl ilçesinde tomruk yüklü TIR’ın yanında alkol aldığı iddia edilen  Nurettin T.’nin (43) üzerine 200 kilogram ağırlığında tomruk düştü. Yaralanan Nurettin T., hastanede tedaviye alındı.Olay, İnegöl ilçesi Mahmudiye Mahallesi’nde meydana geldi. İbrahim Şenbel Sokakta park halindeki tomruk yüklü TIR’ın yanında oturup alkol alan Nurettin T.’nin üzerine doğru, 200 kilogram ağırlığındaki tomruk düştü. Tomruğun, başını sıyırarak yere düştüğü öğrenilen Nurettin T.’nin ilk müdahalesi ihbar üzerine olay yerine gelen sağlık ekibi tarafından yapıldı. Müdahalenin ardından İnegöl Devlet Hastanesi’ne kaldırılarak tedavi altına alınan Nurettin T.’nin, sağlık durumunun iyi olduğu öğrenilirken, kazayla ilgili soruşturma başlatıldı.Görüntü Dökümü: ———————–Kaza yerinden detaylar-Genel detaylarHaber-Kamera: Yavuz YILMAZ/İNEGÖL, (Bursa), ===============================Kurtlardan kaçarak kayalıklarda mahsur kalan koyunu, itfaiye ekipleri kurtardıVan’ın Gürpınar ilçesine bağlı Arkboyu Mahallesi’ndeki dağlık alanda kurtların saldırdığı 20 koyun telef oldu. Saldırıdan kaçarak dağın yamacındaki kayalıklarda mahsur kalan bir koyun ise itfaiye tarafından kurtarılarak sahibine teslim edildi.Olay, Gürpınar ilçesine bağlı Arkboyu Mahallesi’nin Yukarı Dağ Tepesi mevkiinde meydana geldi. İddiaya göre Muzaffer Acar’a ait koyun sürüsü, dağın yamacında otlatılırken kurtların saldırısına uğradı. Saldırıda 20 koyun telef olurken, saldırıdan kaçan bir koyun ise kayalıklarda mahsur kaldı. Kendi çabasıyla koyunu kurtaramayan Acar, itfaiye ekiplerinden yardım istedi. İhbar üzerine bölgeye giden itfaiye erleri, halat yardımıyla indiği kayalıklardaki koyunu kurtardı. Ekipler, koyuna su ve ot verdikten sonra sahibine teslim etti.GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜCEP TELEFON KAMERASI—————————–Kayalıklarda mahsur kalan koyun-Koyunu kurtaran itfaiye ekipleriBehçet DALMAZ/VAN, – =============================Ev kadınları ürünlerini pazarda satarak bütçeye katkı sağlıyorMuğla’nın Marmaris ilçesinde kurulan pazar yerinde, 2’nci el eşya ya da ev yapımı yiyecek satan kadınlar, aile ekonomisine katkı sağladı.Marmaris Kent Konseyi, ev kadınlarının aile ekonomilerine katkıda bulunmalarına destek olmak amacıyla 2’nci el ürünlerin satıldığı pazar yeri kurdu. Marmaris Belediyesi’nin de desteğiyle açılan kapalı pazar yerinde yıl sonuna kadar her salı günü 30 stantta kadınlar, ürünlerinin satışını gerçekleştirecek. İkinci el giyim eşyaları, kurutulmuş yiyecek, el dokuması çantalar, hediyelik eşyalar, resim ve aksesuarlar, 10 ile 100 lira arasında değişen fiyatlarla alıcı buluyor. Stantları ziyaret eden yerleşik yaşayan yabancı uyruklu kişiler, en çok hediyelik eşyalara ilgi gösterdi. Pazar yerinde stant açanlardan ev kadını Sibel Sarıan, ‘Evimde yaptığım makarna, turşu ve çeşitli kurutulmuş yiyeceklerin satışını yaparak ekonomimize katkı sağlıyorum’ dedi. Alışveriş yapan vatandaşlardan Gül Harmancı ise, pazarın amaca hizmet ettiğini, memnun olduğunu söyledi. Marmaris Kent Konseyi Başkanı Ufuk Beytekin, ‘Ev kadınlarımızın ekonomisine katkı sağlamak için ikinci el pazarımız kuruldu. İlerleyen dönemlerde mahalle statüsüne alınan köylerdeki ev kadınlarımıza ürettikleri ürünleri satması için fırsat vermeyi planlıyoruz. İkinci el giysilerin yanı sıra evlerde hobi olarak yapılan hediyelik eşyalar da satışa sunuldu’ dedi. GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: Kapalı Pazar yeri girişi önünden genel görüntüPazar yerinde ev hanımlarının açtığı stant görüntüsüStant açan ev hanımı Sibel Sarıan ve müşteri Gül Harmancı röportajHaber- Kamera: Ali GÜNDOĞAN / MARMARİS (Muğla), ================================Camiden laptopu çalan hırsız tutuklandıBartın’da camiye giren N.G.(16) imama ait laptopu çaldı. Güvenlik kamerası kayıtları sayesinde kimliği belirlenerek yakalanan N.G. tutuklandı.Olay, geçen hafta Gölbucağı Mahallesi’ndeki Evliya Çelebi Camii’nde meydana geldi. Caminin içerisinde bulunan imamın kullandığı küçük odaya giren N.G., etrafa baktıktan sonra imamın kullandığı laptopu çaldı. İmam, laptopunun çalındığını görünce polise durumu bildirdi. Polis, güvenlik kamerası kayıtlarını inceleyerek kimliğini belirlediği N.G.’yi yakaladı. Laptop imama teslim edilirken, N.G. emniyetteki işlemlerin ardından adliyeye sevk edildi. N.G. tutuklanarak cezaevine gönderildi.Görüntü Dökümü———–Güvenlik kamera görüntüleriSüre: 14 sn. Boyut: 3,58 MBHaber-Kamera: BARTIN, =================Tescilli ‘Muğla Saraylısı’ tatlısı, 300 yıldır ilgi görüyorMuğla’da, Yörüklerin bayramlarda ve kız isteme merasimleri için hazırladığı ‘Muğla Saraylısı’ adlı 300 yıllık lezzet, parmak ısırtıyor. Muğla Ticaret ve Sanayi Odası’nca geçen yıl coğrafi işareti alınan tatlı, sipariş üzerine farklı illere özel ambajla kargoyla gönderiliyor. Muğla’ya özgü 3 asırlık lezzet ‘Muğla Saraylısı’, sosyal hayattaki yeriyle de dikkat çekiyor. Kentte evlenecek damat adayları, ailesiyle birlikte kız istemeye giderken hediye olarak bir tepsi alıp yanında götürüyor. Nişan törenlerinde ise bir tepsi Muğla Saraylısı’nın ortasına altın konuyor. Zenginlik, asalet ve samimiyetin göstergesi olarak nitelendirilen tatlının, Menteşe ilçesinde pastane işleten Memduh Şahbaz tarafından 2007 yılında ‘Muğla Saraylısı’ ismiyle marka tescili yapıldı. Muğla Ticaret ve Sanayi Odası’nın girişimiyle de geçen yıl, coğrafi işaret alındı. Tatlının hazırlanmasındaki püf nokta, yöreye özgü cevizin kullanılmasından geçiyor. Tatlıyı tescil ettiren işletmeci Şahbaz, tatlının özelliklerini şu sözlerle anlattı:  ‘Hafif olan tatlımızın ana hammaddesi yöremizin cevizi. Tarihi çok eskilere dayanıyor. Rafine şekerinin olmadığı yerlerde şurubu pekmezle yapılıyordu. Közün üzerinde pişirildiğini biliyoruz. Oğlan evinden kız evine hediye olarak götürülüyordu. Ortasına sarı lira konulurdu. Bunu sadece varlıklı aileler yapabiliyordu. Komşular, bayramlarda kız evine ‘Sarı liralı tatlı geldi mi?’ diye takılırlardı. Muğla’ya özel bir tatlısı olsun diyerek yola çıktık. Yaşlı bir teyzemize yaptırdığımız tatlıyı satmaya başladık. Büyük ilgi gördü ve özlendiğini anladık. ‘Muğla Saraylısı’ ismiyle 2007 yılında tescilini yaptırdık. Bu yıl ise Ticaret ve Sanayi Odası tarafından coğrafi işareti alındı. Malzemesinin uygunluğu denetlenebilir oldu. 2 kiloluk paketlerimiz ve küçük tepsilerle bizden talep edenlere kargoyla gönderiyoruz. Hediye olarak da ilgi görüyor’ Muğla’ya özgü bu lezzet kilosu 48 liradan satılıyor. Memduh Şahbaz, sipariş üzerine farklı illere özel ambajla şerbetli bir şekilde kargoyla gönderilen tatlının tarifini şöyle anlattı:  ‘Malzemeleri 180 gram yufka, 170 gram ceviz içi, 150 gram sadeyağ, 400 gram şerbet, 100 gram nişasta. Hazırlanışı ise yumurta büyüklüğünde bezelere ayrılan hamur, 15 dakika dinlendirilir ve kurumadan nişasta yardımıyla oklava ile baklava hamurundan daha kalın olacak şekilde açılır. Açılmış yufka temiz bir bez üzerine alınır ve üzerine ceviz serpilir. Bezin bir kenarından tutarak yuvarlanır, yufka rulo haline getirilmiş olur. Kendi etrafında döndürülerek yuvarlak tepsinin ortasına konur. Diğer bezelere de aynı işlem yapılarak ortadaki hamurun etrafına sarılır. Üzerine bol miktarda yağ gezdirilir. Yağ çekene kadar beklenir ve 215 derecelik fırında pişirilir. Diğer yandan yüzde 60 şeker, yüzde 40 su ve limon tuzu kaynatılarak şerbet hazırlanır. Pişen Saraylı’nın üzerine ılık şerbet dökülerek birkaç saat dinlendirilir. Fırından çıkan Saraylı ve şerbet, aynı sıcaklıkta olmalı’GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: -Muğla Saraylı tatlısının pastane imalathanesinde aşama aşama yapımından görüntü -Tepsiyle pişirilen tatlıdan görüntü -Pişirilen tatlının ortasına sarı lira konulması -Tabakta Muğla Saraylı ve dondurma görüntüsü-Pastane işletmecisi Menduh Şahbaz’ın tatlıyı kargo olarak hazırlaması-Menduh Şahbaz ile röportaj Haber-Kamera: Cavit AKGÜN / MUĞLA, ==============================10 saniye süren işlemle kalp sağlığından emin oluyorlarİzmir’in Bayraklı ilçesinde Tınaztepe Sağlık Grubu’nun dördüncü merkezi olarak açılan Tınaztepe Galen Hastanesi’nde, 10 saniye süren bir işlemle kişinin herhangi bir kalp damar hastalığı bulunup bulunmadığı anlaşılıyor. Kullanılan yeni teknoloji sayesinde ya erken teşhisin yolu açılıyor ya da hastalık kaygısı yok edilerek kişilerin hayat kalitesi arttırılıyor.Özel Tınaztepe Galen Hastanesi’nde bilgisayarlı tomografik anjiyografi sistemi kullanılıyor. Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Ahmet Ozan Kınay ve Radyoloji Uzmanı Duygu Engin Uzel, yeni damar görüntüleme cihazlarının özellikleri hakkında bilgi verdi. Bu cihaz ile radyoloji ünitesi ve kardiyoloji ünitesi arasında iyi bir iş birliği kurulduğunu ifade eden Doç. Dr. Ahmet Ozan Kınay, görüntüyü yorumlayan radyologlar ile onlara uygun hastayı temin eden kardiyoloji uzmanlarının bu teknoloji sayesinde birlikte çalışabildiğini dile getirdi. Bir kardiyoloji uzmanının yalnızca hastalara değil hastalığa aday kişilere de baktığını anlatan Dr. Kınay, ‘Bilgisayarlı tomografik anjiyografi denilen bu sistemde kalp damar hastalığına yakalanma potansiyeli yüksek bireylerin damar sağlığının iyi olup olmadığına bakıyoruz. Kardiyoloji uzmanına müracaat etmiş, şeker hastası, hipertansiyonu ve kilo fazlalığı olan kişilerin bile hasta olup olmadığından emin olmak istiyoruz. Bu cihaz ile elde edilen sonuç, kalp damar hastalığına sahip olma riski son derece yüksek olan hastalara adeta savcılıktan temiz kağıdı vermeye benziyor’ dedi. Kateter anjiyografide var olan hastalığı derecelendirerek hastalığa yönelik nasıl bir tedavi uygulanacağına karar verdiklerini anlatan Dr. Ahmet Ozan Kınay, yeni yöntemin ciddi hastalık olup olmadığından emin olmak için kullanılan en pratik ve güvenli yöntemlerden biri olduğunu ifade etti. Gerçek anjiyografiyi invazif bir işlem olması nedeniyle çok sık yapmadıklarını kaydeden Kınay, şunları söyledi: ‘Anjiyoya gerçekten ihtiyacı olanları bile sıkı bir elemeden geçiriyoruz. Bazı insanlarda kalp hastalığı korkusu çok fazladır. Bunu atmak için bile bu yeni yöntemi kullanabiliriz. Çünkü hastayı bu işlem sırasında hiçbir komplikasyona sokmuyoruz. Günümüzdeki yeni teknolojide vücuda girecek radyasyon miktarı da azalıyor. Çok daha az radyasyonla çok daha net görüntü elde edebiliyoruz. Hastanın kaygılarını kafasından atıp hayat kalitesini arttırmış oluyoruz. Yüksek riskli hastalarda gizli kalmış bir kalp damar hastalığını yakalamış olmak da erken teşhis anlamına gelir.’ YÜZDE 90’IN ÜZERİNDE DOĞRULUKCihazın teknik özellikleri konusunda da bilgiler veren Radyoloji Uzmanı Duygu Engin Uzel ise şöyle konuştu: ‘Cihazımızın görüntüyü işleme kapasitesi oldukça yüksek. Özellikle normal anjiyografinin yarattığı riskler yok ediliyor. Normal anjiyoda hastanın kasığındaki ana damardan yada kolundaki atar damardan bir katater yardımıyla girilir. Bu bir takım riskler içeriyor. Biz bu girişimsel işlemi yapmıyoruz. Yani ana damara girmeden sadece normal kan alınan damara girerek görüntüleyebiliyoruz. Özellikle ailesinde kalp hastalığı olan, diyabeti bulunan riskli kişilerde normal anjiyoya gerek kalmadan basit bir tomografi çekimi gibi o görüntülere sahip oluyoruz. İşlem çok kısa sürüyor. Çekim süresi yalnızca 10 saniye, yani 3,4 kalp atımı kadar. Ama hastanın hazırlığı ve sonrası 15- 20 dakikayı buluyor. Hasta bu işlem öncesinde aç geliyor. 4 saat kahve ve sigara kullanmamamış olmasını istiyoruz. İlaç alerjisi olup olmadığına bakılıyor. Kalp hızının 50 ile 70 arasında olması gerekiyor. Kalbi tarıyoruz. Sonrası bilgisayar üzerinde işleniyor. Hasta hemen taburcu ediliyor. Yüzde 90’ın üzerinde doğruluk oranlarına sahibiz.’GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: -Cihazdan genel ve detay görüntü,-Hastaya uygulanan işlemden görüntü,-Bilgisayar ekranında kalbin 3 boyutlu görüntüsü,-Radyoloji Uzmanı Duygu Engin Uzel ile röp,-Doç. Dr. Ahmet Ozan Kınay ile röp.Haber: Nevra UÇKAÇ – Kamera: Tekin GÜRBULAK / İZMİR, =============================İzmir’de Çince eğitimi veren okulda sınıflar 50 kişiye çıkarılsa da talebe yetişilemiyorEkonomisi ve kültürüyle ilgi odağı olan Çin’den, Türkiye’ye 2008 yılında 61 bin iken 2018 yılında bu rakam 400 bin oldu. Çinliler’in Türkiye’ye olan ilgisi üzerine Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2019 yılında 1 milyon Çinli turisti ağırlamayı hedefledi. Son yıllarda iki ülke arasındaki etkileşim, eğitime de yansıdı. Ege Bölgesi’nin tek Çin Kültür Merkezi olma özelliğini taşıyan İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ) bünyesindeki merkez, bu yıl kontenjanının tamamını doldurdu. Sınıf mevcudu 50 kişiye çıkarılsa da çoğu talep geri çevrilmek zorunda kaldı. Çin Kültür Merkezi Sorumlusu Yuan Peng, bu etkileşimin karşılıklı olduğunu ve Çinli turistlerin de giderek Türkiye’ye daha fazla ilgi duyduğunu söyledi. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 1 milyon Çinli turist beklentisinin açıklanmasının ardından, teknoloji ve ticaretin yanı sıra Türkiye ve Çin arasında köprü kuracak eğitimin de önemi arttı. Ege Bölgesi’nin tek Çin Kültür Merkezi olma özelliğini taşıyan İEÜ’deki merkeze de bu yıl öğrenciler yoğun ilgi gösterdi. Bu yıl kontenjanın tamamen dolduğunu ifade eden Çin Kültür Merkezi Sorumlusu Yuan Peng, ‘Üniversitemizde Çince, 7 dilin içinde seçmeli olan bir ders ve bu sene çok artış oldu. Şuanda hala istemelerine rağmen seçemeyen öğrenciler var. Birinci sınıflarımız 50 kişiyi geçmiş durumda. Türkiye çapında genel anlamda Çince öğrenme eğilimi var. Bu iki kültür aslında çok benzer kültürler. Bu sene İzmir Enternasyonal Fuarı’nda da Çin Halk Cumhuriyeti partner ülke olmuştu. Türkiye gelişime açık bir ülke ve stratejik bir nokta. Bu yüzden milletler arasındaki kaynaşmalar konusunda dil çok önemli. Yalnızca bizim üniversitemizde değil, Türkiye genelinde Çince eğitimin arttırılması gerekiyor’ dedi. ‘HER KONUDAKİ DİYALOGLARI ÖĞRENİYORLAR’Türkiye’de 7 yıldır yaşadığını söyleyen Peng, ‘Türklerin samimi ve sıcak insanlar olduğunu düşünüyorum. Kültürlerimiz birbirine uyuyor. 2009 yılından bu yana merkezimizde Çince eğitim veriliyor. Burada verilen eğitim sayesinde Çin’den burs alarak okuyan iki öğrencimiz oldu. Bu öğrenciler dünya çapında düzenlenen Çin dili yarışmalarına katıldıkları ve derece elde ettikleri için burs almaya hak kazandılar. Öğrencilerimiz Çince eğitim alıp başarılı bir şekilde buradan mezun oluyorlar. 4 yıl 8 dönem boyunca bir eğitim programı sunuyoruz. Konuşma- yazma- dinleme eğitimleri veriyoruz. Öğrenciler her konudaki diyalogları öğreniyorlar. Geçen yıl Çin’de yayınlanan ‘Romantik Türkiye’ isimli şarkı da Çinli turistleri Türkiye’ye seçmişti’ diye konuştu. ‘ÇİNCE POPÜLER HALE GELDİ’İEÜ’de işletme bölümü ikinci sınıf öğrencisi olan Şehmuz Kaçar, ‘İşletme okuduğum için Çince eğitim almayı seçtim çünkü ilerleyen dönemlerde Çin kültürünün yükselişte olacağını öngörüyoruz. Ekonomik ilişkiler son derece hızlı ilerliyor. Şuan temel konuşma düzeyindeyim ve bir Çinliyle konuşabilirim. Konuşması gayet güzel ve kolay bir dil ancak yazması zor. Geçen yıl temmuz ayında Çin’de düzenlenen yaz kampına giderek pratik yapma şansı elde ettim. Oradaki Çinlilerin de Türkiye’yi çok sevdiğini öğrendim’ dedi.Çin kültürünün çok geniş olduğunu belirten Sinema ve Dijital Medya ikinci sınıf öğrencisi Eylül Ekimler, ‘Çinceyi sevdiğim ve öğrenmek istediğim için bu dersi seçtim. Şu anda popülerleştiğini düşünüyorum. Bana babam Çince’yi seçmemi önerdi ve giderek daha da popülerleşeceğini söyledi. Şu anda Çin’e gittiğimde konuşabilecek aşamadayım. Diğer dillerle kıyaslandığında tek zorluğu yazması ancak dil bilgisi açısından diğer dillerden daha kolay olduğunu düşünüyorum. Çin Halk Cumhuriyeti’ne gitme fırsatı buldum ve ilk gittiğimde her şeyi unuttum gibi geldi ama bir süre sonra bilmediğim kelimeleri bile anlamaya başladım’ diye konuştu.  Mütercim Tercümanlık öğrencisi Aybüke Cihan ise, ‘İleride turizm sektöründe çalışmak istiyorum ve Çinlilerle iletişim kurabilmenin işime yaracağını düşündüğüm için bu dersi seçtim. Çince bilen insan sayısı çok az ve o yüzden bu dili öğrenmek istedim. Çin kültürü bana göre geleneksel Türk kültüründen çok farklı değil. Çince konuşmak çok zor değil ama yazması çok zor. Okulun değişim programlarına katılıp daha fazla pratik yapmak istiyorum’ dedi.GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ-Öğrencilerle röp.-Çince dersinden görüntüler-Yuan Peng ile röp.-Muhabir anonsları Haber: Hande NAYMAN Kamera: Mücahit BEKTAŞ / İZMİR,  

Bir önceki yazımız olan Otomobilin motor bölümüne giren yılanı itfaiye ekipleri çıkardı başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir